single image
20-03-2023
Gökçe ALAÇLI

Alper DALKILIÇ

Alper Dalkılıç, Türkiye’de hayatını koşuya adamış ender insanlardan biri. Bugüne kadar sayısız yarışa katıldı, sayısız madalya kazandı. Türkiye’yi yurt dışında temsil etti. Yedi kıtada yedi çölü aştı. Dünyanın en önemli ultra maraton organizasyonlarında yer aldı. Uluslararası başarılara imza attı.

Dalkılıç, bu kez farklı bir projede yer aldı. Bir zamanlar kurtuluş mücadelesi verilen kutsal topraklarda altı gün boyunca tam 296 kilometre koştu. 

Bir asır önce Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Afyon’da başlattığı Kurtuluş Savaşı İzmir’de son bulmuştu. Zafer Ultra Maratonu’na katılan 10 sporcu da bu rotayı izledi ve İzmir’e ulaştı. 

Birleşim Dergi olarak, İlber Ortaylı’dan madalyasını alan Dalkılıç’ı teri soğumadan İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda bulduk. Hem Zafer Maratonu’nu hem de koşu hayatını konuştuk. 

 Ne kadar zamandır koşuyorsunuz? Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?  

Ultra maraton koşucusuyum. 1978’de doğdum. İzmirliyim. Zafer Ultra Maratonu’nda koşarak İzmir'e ulaşmak benim için ayrı güzellikte bir olaydı. 

 Aslında 10 yıl bankacılık yaptım. 2014 Aralık’ta bankacılığı bıraktım. Artık hayatımı koşu üzerine çizmeye başladım ve buna devam ediyorum. Şu anda son yedi yıldır  Kaçkar Ultra Maratonu’nun organizasyonunu yapıyorum. Bunun dışında sayısız yarışa katıldım. 

2012 - 2013 yıllarında ‘Yedi Kıta Yedi Ultra Maraton’ projesi kapsamında dünyanın yedi ayrı kıtasında, yedi ayrı çölünde maratonlara katıldım. Her biri 250 kilometre ve bir hafta süren ultra maratonlardı. Hepsi ‘kendine yeterlilik’ üzerine kurulu maratonlardı. Bu ne demek? Akan su yok, elektrik yok ve bir haftada Avustralya’da 10 günde 520 kilometre yol aldım. Bu ultra maratonlarda organizasyon bize sadece çadır ve sıvı desteği sağlıyor ve bizler de sırtımızdaki çantada uyku tulumu, giyecek ve yiyecekleri hepsini bir hafta boyunca taşıyorduk. Düşünün bir hafta boyunca akan su yok, elektrik yok ve yol almaya çalışıyorsunuz. 

 Üniversitelerde, vakıflarda, derneklerde, öğrenci topluluklarında yaşadıklarımla ilgili sayısız sunum yaptım. Yaşadıklarımı bu şekilde anlatıyorum. Yarışlara danışmanlıklar yaptım ve de gönüllü olarak katıldığım yarışlar oldu. Sadece koşmak değil yaptığım, kimi zaman madalya taktık kimi zaman da istasyonlarda koşuculara, organizatörlere destek sağladım. Şu anda yarış organizasyonları dışında Columbia Montrail Koşu Grubu koçluğunu yürütmekteyim. 

 Hayatımı koşuyla idame ettiriyorum. Elbette ki zor ama çok keyifli. Türkiye'de elbette sportif başarı haricinde daha çok istenilen, beklenen sosyal medya üzerinde etkili olmanız. Ama şu da bir gerçek, bu iş tutkuyla yapıldığı zaman aslında bir yere varıyorsunuz. Sabrederek, gerekli özveriyi göstererek bunlar kazanılıyor. 

 Zafer Ultra Maratonu nasıl ortaya çıktı? Siz koşmaya nasıl karar verdiniz?

Türkiye’nin değişik bölgelerinde koşu ve bisiklet yarışları organize eden Limit Sensin ve gayrimenkul firması NEF Grubu’nun ortak projesi. Bana davet geldi ve hiç düşünmeden bunu kabul ettim. Çünkü güzel bir amaç ve keyifli bir koşu olacaktı. Yaklaşık 300 kilometrelik bir koşu. Toplam altı gün sürdü. Her gün ortalama 50-60 kilometrelik parkurlarda koştuk. Maratona 10 kişi başladık. 

Birinci gün Afyon Kocatepe'den başladık. Büyük Taarruz Şehitliği'nde o günkü etabı noktaladık. 70 kilometre sürdü. 

İkinci gün ise Büyük Taarruz Şehitliği'nden başladık. Yıldırım Kemal Şehitliği’nde tamamladık. Oradaki önemli konulardan biri, Yıldırım Kemal Şehitliği bir tren istasyonu ve Yıldırım Kemal, zamanında oldukça önemli mücadeleler vermiş ve Yunan Ordusu’nun tren yolu üzerindeki ilerlemesi konusunda oldukça aktif rol almış.  

Üçüncü gün Yıldırım Kemal Şehitliği’nde başladığımız Zafer Ultra Maratonu, Dumlupınar Şehitliği'nde sona erdi. Kütahya'da, o şehitlikte ‘Türk bayrağının yere inmediği, yere dokunmadığı tek nokta’ diye bir ibare vardı. Gerçekten şehit olan askerlerin elinde o bayrağın dimdik durduğu söylenir. 

Dikkatimi çeken noktalardan bir tanesi de şehitliklerin gerçekten çok düzenli, ziyarete uygun olarak görsellik anlamında zengin lokasyonlar olması. 

 Bizler bu süreçte koşu sonrasında buralarda kamp yaptık. Ve akşamları da proje koordinatörlerinden Oğuzhan Hoca'nın (Özaltın) yaptığı sunumlarla tarih bilgimizi güncelledik. 

 Dördüncü gün, Manisa Salihli'de Şehit Fevzi Tüzünalp Şehitliği’nde koşuya başladık. Turgutlu'ya koştuk. Turgutlu Karpuz Kaldıran Anıtı’nda dördüncü günü noktaladık. Ve sonraki süreçte de tekrar kamp atarak Turgutlu'da o günü geçirdik. 

Beşinci gün Kemalpaşa Şehitliği'nde Turgutlu'dan başladık. Altıncı gün Zafer Ultra Maratonu'nda final günüydü. 

İzmir İnciraltı'nda koşuya başladık ve Cumhuriyet Meydanı'nda yaklaşık sekiz kilometrelere varan bir mesafede koştuk. 

Son gün halk koşusuna kayıt yaptıran yaklaşık 350 sporcu bizlerle birlikte omuz omuza bitiş çizgisine koştu. 

Bitişte güzel bir hazırlık yapılmıştı. Organizasyon sorumluları, NEF Vakfı'ndan yetkililer, İzmir Valisi, askeri görevliler vardı. Bizi karşılamaya İlber Ortaylı da gelmişti. Madalyalarımızı İlber Hoca taktı. Bizlere kitap imzaladı. Toplam 296 km koştuk. 

Şunu eklemekte fayda var; etaplar asfalt, patika, stabilize, karışık parkurlarda gerçekleşti. Ambulans bizleri takip etti ve ara noktalarda belli dinlenme noktaları oluşturuldu. Güvenli şekilde kazasız belasız faaliyet sonlanmış oldu.

 

Koşarken bu parkurda neler hissettiniz? 

Birlikte koşacağımız kişilerden sadece Mahmut Yavuz'u tanıyordum. Diğer arkadaşlarla orada tanıştım. Uyumlu bir ekiptik. Farklı yerlerden gelen sporcular vardı. Koşarken bu parkurda neler hissettiğime gelecek olursak, başlangıçta Büyük Taarruz Şehitliği'ni ziyaret ettik ve orada röportajlar yapıldı. Halk koşusu başladı. Sonra biz koşmaya başladık. Yıllar önce oradaki şehitlikte gece vakti yapılan bir tırmanış etkinliğinde yer almıştım. Ancak gündüz bu anıtı görmemiştim. Gerçekten çok önemli bir anıt yapılmış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının gittiği yoldan memleketim İzmir'e koşarak ulaşmak benim için manevi yönü oldukça önemliydi. 

O zamanki zor şartları düşünün. Evet biz de bazen patikalarda koşarken sıcaktan oldukça zorlandık ama belli bir mesafe sonrasında bizi serinleten suları yudumladık. Arkadaşlarımızın beklediği istasyonlarda karnımızı doyurduk. Bir de hem canını hem de vatanı kurtarmak uğruna, teçhizatları ile yapılan yürüyüşü düşündükçe tüylerim diken diken oluyordu. Düşünün ne zaman bir saldırı olacağını kestirmek mümkün değil. Bunlar muazzam duygular. 

 Hep bunları düşünerek yol aldık, bizim için ‘o yıllar’ ağrı kesici gibiydi. Aklımıza geldikçe ağrımız kalmıyordu. Olay sadece koşmak değildi. Bunun farkındaydık. Tarih bilgimin eksik olduğunu bu koşu sayesinde daha çok farkına vardım. Herkesin bu coğrafyaya gitmesini, kutsal topraklara ayak basmasını, şehitliklerini ziyaret etmesini tavsiye ederim. 

 Koşmak sizin hayatınıza neler kattı? 

Elbette bu sayede hayatımda çok fazla insan biriktirdim. Dostluklar, maceralar… Ülkeleri kıtaları koşarak keşfettim. Ve bu projede de Zafer Ultra Maratonu’nu koşarak tarihi adımladım. Belki de hayatımda gitmeyeceğim şehitliklere koşarak gittim. O şehitliklerde zaman geldi duamızı ettik ve bazen de bizi selamlayan halkla birlikte birlikte oturduk. Köy kahvelerinde çayımızı yudumladık. Projeyi anlattık. İlgi gerçekten güzel, keyifli bir boyuttaydı. 

Koşmak isteyen ama başlayamayan, harekete geçemeyen insanlara ne tavsiye edersiniz? 

Öncelikle tavsiyem ilk bir iki ay boyunca koşmasınlar. Düşündükleri tek şey yürümek olsun. Her gün en az 45 dakika, 1 saatlik yürüyüşler... Birkaç ay süresince düzenli hareket edildiği zaman hareketle birlikte ve düzenli beslenmeyle kilo vermeye başlanıyor. 

 Sonraki süreçte, birkaç ay sonrasında farklı sürelerle antrenmanlarla koşmaya başlamak en doğrusu. Sabırlı olmak her zaman için çok önemli. Şu an koçluğunu yaptığım Columbia Montrail Koşu Grubu gibi farklı farklı koşu grupları mevcut. O koşu gruplarına dâhil olarak farklı seviyede koşularla bir arada antrenmanlar yapılarak seviye artırılabilir. 

 Elbette spora başlayacak kişilerin öncelikli yapması gereken şeylerden bir tanesi de sağlıklarına dikkat etmeleri. Her türlü spora, harekete başlamadan önce gerekli sağlık kontrollerinden geçmeleri, doktor kontrolünde ilerlemeleri, beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Bunlar çok önemli. Motive olmak amacıyla bunun için yazılmış kitaplar, filmler mevcut. 

 Bir kitap projeniz var mı? 

 Yedi kıta yedi ultra maraton ve şu ana kadarki yaşadıklarım, koşu, dağcılık, farklı aktivitelerle ilgili bir kitap projem devam ediyor. Bu da umuyorum yakın zamanda gün yüzüne çıkacak. 

 Yeni projeleriniz var mı? 

 Elbette ki belli planlarım var koşu üzerine… Kanada Yukon’da Şubat 2023’te kızak çekerek eksi 50 derecede koşmak istiyorum. 100 mil ya da 200 mil farklı mesafeler yer alıyor.  Sponsor bulduğum takdirde böyle bir organizasyonda yer alıp, Türkiye'den katılan ilk sporcu olmak istiyorum. 

Benzer Yazılar

TÜMÜ
back to top